
| Table of Content |
| Stats |
| Skills |
| Skill Ascension |
| Related Items |
| Gallery |
| Sounds |
| Quotes |
| Stories |
Stats
| Lv | HP | Atk | Def | CritRate% | CritDMG% | Bonus CritDMG% | Materials | Total Materials |
| 1 | 1001 | 26.81 | 61.03 | 5.0% | 50.0% | 0% | ||
| 20 | 2597 | 69.55 | 158.3 | 5.0% | 50.0% | 0% | ||
| 20+ | 3455 | 92.54 | 210.63 | 5.0% | 50.0% | 0% | ||
| 40 | 5170 | 138.47 | 315.17 | 5.0% | 50.0% | 0% | ||
| 40+ | 5779 | 154.8 | 352.35 | 5.0% | 50.0% | 9.6% | ||
| 50 | 6649 | 178.1 | 405.38 | 5.0% | 50.0% | 9.6% | ||
| 50+ | 7462 | 199.88 | 454.95 | 5.0% | 50.0% | 19.2% | ||
| 60 | 8341 | 223.42 | 508.53 | 5.0% | 50.0% | 19.2% | ||
| 60+ | 8951 | 239.76 | 545.71 | 5.0% | 50.0% | 19.2% | ||
| 70 | 9838 | 263.51 | 599.78 | 5.0% | 50.0% | 19.2% | ||
| 70+ | 10448 | 279.85 | 636.96 | 5.0% | 50.0% | 28.8% | ||
| 80 | 11345 | 303.87 | 691.64 | 5.0% | 50.0% | 28.8% | ||
| 80+ | 11954 | 320.2 | 728.82 | 5.0% | 50.0% | 38.4% | ||
| 90 | 12858 | 344.42 | 783.93 | 5.0% | 50.0% | 38.4% | ||
| 90+ | 12858 | 344.42 | 783.93 | 5.0% | 50.0% | 38.4% | ||
| 100 | 13772 | 421.91 | 839.64 | 5.0% | 50.0% | 38.4% |
Skills
Active Skils
![]() | Favonius Mızrağı - Bozulan Yemin | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Arka arkaya en fazla 5 saldırı yapar. Belirli miktarda Dayanıklılık harcar ve ileri doğru atılarak bir vuruş yapar. Havadayken dalışa geçerek yere vurur ve yoluna çıkan düşmanlara Alan Hasarı verir. | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | Öngörülmez Darbe | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Lohen, düşmanın zayıf noktasını ararken ·Lohen aktif olarak ·Yakındaki grup üyeleri Lohen için Lohen "Şövalyelik ruhu mu? Haha, tuzak kurmak için daha iyi bir yem mi var? Onurlu bir zafer hayali kuran bir düşmanın aklına onu bekleyen 'hoş sürprizden' şüphelenmek gelmez." | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() | Yargının Tecellisi | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Tüm "Hemen pes mi ediyorsun? Tüh, ben daha yeni başlıyordum..." | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Passive Skills
![]() | Keyfime Göre |
| Lohen, Bir Element Becerisi kullanırken eğer grubun diğer üyelerinden herhangi birinin Normal Saldırı, Element Becerisi veya Element Patlaması seviyesi, Lohen'in Element Becerisi seviyesinden düşük değilse mevcut Yüksek Moral etkisinin süresi 6 saniye uzar. Yüksek Moral etkisi 18 saniyede bir kazanılabilir. |
![]() | Sorgulama Yasağı |
| Lohen |
![]() | Laubali Şaheser |
![]() | Cadının Gece Ayini: Şifa Bulmaz Diken |
Constellations
![]() | Hüzünlü Şarkılar Taşıyan Rüzgarlar |
| Lohen'in maksimum Ayrıca Lohen |
![]() | Vururum Her Havada Uçanı |
![]() | Yaralayan Mızrak İyileştirebilir Ancak |
Maksimum yükseltme seviyesi 15'tir. |
![]() | Parlak Sevgi, Kahkahadan Ölüm |
Buna ek olarak Lohen, ·Element Enerjisi dolu değilken Lohen, 15 Element Enerjisi yeniler. ·Element Enerjisi doluyken Lohen 15 saniye içinde |
![]() | Ne Sor Ne Öğren |
Maksimum yükseltme seviyesi 15'tir. |
![]() | Boğulmak, Batmak ve Kendinden Geçmek, İşte Budur En Yüce Haz! |
| Özel Element Becerisi Ayrıca, yukarıda bahsi geçen tüm Hasarlar için Kritik Hasar %175 artar, Lohen'in bu |
Skill Ascension
Gallery
Sounds
| Title | EN | CN | JP | KR |
| Party Switch | ||||
| Party Switch when teammate is under 30% HP | ||||
| Party Switch under 30% HP | ||||
| Opening Chest | ||||
| Normal Attack | ||||
| Medium Attack | ||||
| Heavy Attack | ||||
| Taking Damage (Low) | ||||
| Taking Damage (High) | ||||
| Battle Skill #1 | ||||
| Battle Skill #3 | ||||
| Sprinting Starts | ||||
| Jumping | ||||
| Climbing | ||||
| Heavy Breathing (Climbing) | ||||
| Open World Gliding (Start) | ||||
| Open World Idle | ||||
| Fainting | ||||
| Idle Performance |
Quotes
Audio Language:
| Title | VoiceOver |
| Merhaba | |
| Sohbet: Yüzbaşı Vekilliği | |
| Sohbet: Rüzgarın Döndüğü Yer | |
| Sohbet: İlişkiler | |
| Yağmur Yağdığında | |
| Yağmurdan Sonra | |
| Yıldırım Düştüğünde | |
| Kar Yağdığında | |
| Rüzgar Estiğinde | |
| Çölde | |
| Günaydın | |
| İyi Günler | |
| İyi Akşamlar | |
| İyi Geceler | |
| Lohen Hakkında: Acının Tadını Çıkarmak | |
| Lohen Hakkında: Güç ve Bahaneler | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Hakkımızda: Dövüş Stili | |
| Hakkımızda: Görevin Anlamı | * 6. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Önsezi Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Paylaşılacak Bir Bilgi | |
| İlginç Şeyler | |
| Varka Hakkında: İlaca Karşı Direnç | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Varka Hakkında: Büyük Kumandanın Görevleri | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Jean Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Kaeya Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Amber Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Diluc Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Noelle Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Eula Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Albedo Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Klee Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Mika Hakkında | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Lohen Hakkında Daha Fazlası: I | |
| Lohen Hakkında Daha Fazlası: II | * 3. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Lohen Hakkında Daha Fazlası: III | * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Lohen Hakkında Daha Fazlası: IV | * 5. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Lohen Hakkında Daha Fazlası: V | * 6. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Lohen'in Hobileri | |
| Lohen'in Sorunları | |
| En Sevdiği Yemek | |
| En Sevmediği Yemek | |
| Hediye Alma: I | |
| Hediye Alma: II | |
| Hediye Alma: III | |
| Doğum Günü | |
| Yükseltme Hakkında: Giriş | * 1. Yükseltme Aşamasında açılır. |
| Yükseltme Hakkında: Gelişme | * 2. Yükseltme Aşamasında açılır. |
| Yükseltme Hakkında: Zirve | * 4. Yükseltme Aşamasında açılır. |
| Yükseltme Hakkında: Sonuç | * 6. Yükseltme Aşamasında açılır. |
| Element Becerisi: I | |
| Element Becerisi: II | |
| Element Becerisi: III | |
| Element Becerisi: IV | |
| Element Becerisi: V | |
| Element Becerisi: VI | |
| Element Patlaması: I | |
| Element Patlaması: II | |
| Element Patlaması: III | |
| Hazine Sandığı Açma: I | |
| Hazine Sandığı Açma: II | |
| Hazine Sandığı Açma: III | |
| Düşük Can: I | |
| Düşük Can: II | |
| Düşük Can: III | |
| Düşük Canlı Takım Arkadaşı: I | |
| Düşük Canlı Takım Arkadaşı: II | |
| Yere Serilme: I | |
| Yere Serilme: II | |
| Yere Serilme: III | |
| Hafif Darbe Alma: I | |
| Hafif Darbe Alma: II | |
| Ağır Darbe Alma: I | |
| Ağır Darbe Alma: II | |
| Gruba Katılma: I | |
| Gruba Katılma: II | |
| Gruba Katılma: III |
Stories
| Title | Text |
| Karakter Ayrıntıları | Keşif birliği daha eve dönüş yolculuğunun başındayken ozanlar çoktan yollara düşmüş, kahramanların hikayelerini hanlara yetiştirmişti bile. Varka gibi tanıdık isimlerin arasında bile "Ön Cephe Bastırma Subayı" unvanı, hem elde ettiği olağanüstü başarılar hem de bitmek bilmeyen muharebelerdeki cesareti sayesinde dilden dile dolaşmaya başlamıştı. Asıl görevi uzaktan saldırmak olan uzun menzilli bir birlik nasıl olur da her zaman kendini en ön saflarda, kılıçları hazır bir şekilde göğüs göğüse çarpışmaya atılır halde bulur? Arbaletler ve tüfeklerle donanmış bir bölük, neden sadece mızrak taşıyan genç bir şövalyeyi takip eder? Böylesi çelişkiler doğal olarak soruları da beraberinde getirdi ve soruların olduğu yerde de çok geçmeden tartışmalar filizlendi. Bazıları rahatsızlıklarını gizleyemiyordu: "Sırf düşmana yaklaştılar diye menzilli saldırıları bir anda başarısız mı oluyor? Arbaletler ve tüfekler gerçekten bu kadar hantal mı?" Diğerleri ise okçuların zaten en güçlü ve en seçkin askerler arasında yer aldığını, bu yüzden en iyi birimleri en tehlikeli ön saflara göndermenin gayet normal olduğunu söyleyerek durumu savundu. Fakat sonunda tüm bu tartışmalar, olaya ilk elden tanıklık edenlerle konuşan ozanların topladığı hikayelerle son buldu: "O, bölüğün en keskin mızrağıdır, her hattı yarıp geçer." "O, bölüğün en güçlü kalkanıdır, her saldırıyı geri püskürtür..." Ne var ki ozanlar, bir kahramanlık hikayesi için fazla yavan kaldığından şövalyelerin sözlerinin devamını genelde es geçerdi: "Doğrusunu söylemek gerekirse Yüzbaşı Vekili Lohen muhtemelen bunun işi halletmenin en hızlı yolu olduğunu düşünmüştür..." Evet, onun hikayesinde şövalye masallarındaki şan ve şatafattan ya da kahramanlık destanlarındaki o nefes kesici olaylardan ve ters köşelerden eser yoktur. Mızraklar, gizli oklar, pusular, zehir, sürpriz saldırılar, gizlice sızmalar... Hangi silahların ya da taktiklerin daha güçlü olduğunu asla tartışmaz, bir dövüşü şan, utanç ya da kazanç ve kayıp açısından da değerlendirmez. Her yöntemin kendine has bir tadı vardır elbet ama verdiği o haz, zaferin ta kendisinin yanında gölgede kalır; hayata tutunmanın o çıplak gerçekliği karşısında esamesi bile okunmaz. Zaferin anlamını düşünmek yalnızca ayakta kalan son kişinin hakkıdır. Hayatta kalmaktan söz etmek ise acıyı hâlâ hissedebilen son kişiye düşer. Dövüş. Kazan. Hayatta kal. Bu döngü durmadan kendini tekrar eder... Lohen'in hikayesi ve sürdüğü hayat işte böyledir. |
| Karakter Hikayesi 1 | Lohen'in hatırladığı ilk oyuncağı küçük ve esnek bir yaydı. Her zaman sert ve ciddi olan babası en iyi köknar ağacını özenle seçip yayı oymuş, titiz ve dikkatli annesi ise deriyi kesip kiriş yapmak için tekrar tekrar yoğurmuştu. Bu sadece bir oyuncak olmasına rağmen ebeveynleri her zamanki yay yapma usullerine uyarak onu tek bir hata bile yapmadan tamamlamıştı. Fakat babası, Lohen'in tüm umutlarına rağmen ona yayı germeyi ya da ok yerleştirmeyi öğretmedi. Yapmasına izin verilen tek şey ebeveynlerini taklit etmekti: Yay kollarını kontrol etmek, cilalı yüzeyi yağlamak, kirişi mumlamak. Her gün aynı şeyleri tekrarlıyorlardı. "Lohen, atalarımız bir zamanlar şöyle derdi: 'Yay, tutarlılık gerektiren bir alettir. Ailemiz nesillerdir yay üreterek geçimini sağlıyor. Haliyle bizim de bir yay gibi yaşamamız, attığımız her adımın mükemmel bir şekilde hizalı olmasını sağlamamız gerekir.'" Ebeveynleri bu dersi her sabah duaları sırasında tekrarlardı. Günleri istikrarlı rutinler, disiplinli çalışma ve huzurlu bir düzen içinde geçerdi. Lohen'in ebeveynleri, o doğmadan önceki yirmi yılı aşkın süredir bu şekilde yaşamışlardı ve doğumundan sonraki on yılı aşkın bir süre boyunca da hiçbir şey bu düzeni bozmamıştı. İlk kelimelerini mırıldandığı andan yayları ve okları ustalıkla kullanabildiği zamana kadar, Lohen hayatının gidişatının çoktan gözlerinin önüne serildiğini hissetti. Belki de yaşlılıktan gözleri görmez olana ve ahşabın dokusunu seçemez hale gelene dek bu gidişatı takip edecek, günleri sakin ve değişmez bir rutin içinde sessizce tükenip gidecekti. Ancak oklar, cephanelikte ne kadar dikkatli saklanırsa saklansın, yerinde durması için yapılmamıştır. Tıpkı bunun gibi, Lohen'in ehlileştirilmemiş doğası da asla sakin ve düzenli bir hayata hapsedilemezdi. Küçük Lohen ok ucunu bir kez daha parlattı; yansıyan o keskin ışıltının içinden, derinlerinde gizli bir kızıllık yanan kendi gözleri ona bakıyordu. Ok, fırlatılmaya hazır şekilde bekliyordu... Ve o an çok yakındı. Sıradan bir günde Lohen her zamanki gibi yük arabasında oturuyor, bir siparişi teslim etmek için çıktıkları Mondstadt yolculuğunda babasına eşlik ediyordu. Ancak o gün bu rutin yerini tehlikeye bırakmıştı; maskeli ve yetenekli bir grup haydut, kargolarını gözüne kestirmişti. Babası aceleyle Lohen'i üstü kapalı arabaya iterek kımıldamamasını ve ses çıkarmamasını tembihledi. Ardından ya haydutları uzaklaştırmak ya da nerede olurlarsa olsunlar Favonius Şövalyelerini çağırmak için bağırdı. Araba, taşı delebilecek kadar güçlü yaylar ve arbalet oklarıyla doluydu... Babası, yıllarca süren denemelerle bilenmiş usta bir okçu becerisine sahipti... Yine de haydutlar belli etmeden onu oradan uzaklaştırmaya çalıştı... Tüm bunlara rağmen, sakin ve düzenli bir hayatın getirdiği alışkanlık onu o kadar telaşlandırmıştı ki durumu sorgulamadı, hatta karşı koymayı bile düşünemedi. Arabanın dışındaki kargaşa yavaşça dindi ve çok geçmeden perde aralandı, ancak dışarıda bekleyenler ne haydutları dağıtan babası ne de onu kurtarmaya gönderilen şövalyelerdi. Onun yerine, karşısında siyah elbiseli ve maskeli bir grup adam duruyordu. Lohen tepki veremeden yakalandı. Demir gibi ellere karşı her tekmesi ve her çırpınışı faydasızdı. O anda Lohen, kimin tuzağına düştüğü veya nereye götürüldüğü hakkında hiçbir fikre sahip değildi. Küçük Lohen sıkışık ve karanlık hücrede sessizce oturmuş, öylece düşünüyordu. Babası yayıyla haydutlara karşı koysaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı. Kendisi daha hızlı ve daha dikkatli olsaydı belki yakalanmadan önce saklanacak bir yer bulabilirdi. Yan hücreden kaçırılan diğer çocukların ağlayışları daha da yükseldi. Kimsenin bakmadığı kısa bir anı kollayan Lohen, arabadan getirdiği küçük bir ok ucunu kolunun içine sakladı. Belki de Rüzgar Hükümdarı çocukların çaresiz feryatlarını duymuştu ya da belki de görünmez bir kudret, Lohen'in sessiz güç yakarışına cevap vermişti. Kötü adamlar esirlerini telaşla başka bir yere götürmeye çalışırken adaletin savunucuları nihayet ortaya çıktı. Grubun başında elinde yayıyla kolayca saldıran zırhlı bir figür vardı. Suçlular önünde bir bir devriliyordu. Belki onları sorgulamak için canlı yakalamak, belki de çocuklara zarar vermekten kaçınmak istiyordu; bu yüzden sadece küt uçlu oklar fırlattı. Yine de onun ellerinde küt uçlu oklar bile durdurulamaz bir güç taşıyordu. Yay kirişinin her titreşimi havada çınlıyor, yere çarpan bir bedenin ağır gümbürtüsüyle karşılık buluyordu. Havada süzülen oklar hem şiddetli hem de göz alıcıydı, küçük Lohen'in bakışlarını kendilerine hapsetmişti. Harekete hazır bekleyen elleri bile donakalmıştı. Lohen ancak Adorno hapishane arabasının perdesini aralayıp ona baktığında kendine gelebildi. "O oklar kadar kuvvetli olsaydım bu ipler çoktan kopmuş olurdu. O zaman aptal Theodore'un zırlamasını dinlemek zorunda da kalmazdım..." Bu düşünce, küçük Lohen'in kalbinde sessizce kök saldı. Ancak Adorno'nun gördüğü bambaşka bir şeydi. Ağlayan çocukların arasında bir oğlan çocuğu diğerlerinden ayrı duruyordu. Yüzü soğuktu ve hiçbir korku belirtisi göstermiyordu. Bileklerindeki sıkıca bağlı ipler, sakladığı ok ucunun açtığı belli belirsiz bir kesikle çentilmişti. "... Ne olağanüstü bir çocuk... Bir gözüm üzerinde olsun." * 2. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Karakter Hikayesi 2 | Lohen kurtarıldığından beri ailesi, onu tekrar kaybetme korkusuyla üzerine titriyordu. Ama yaya gerilmiş bir ok, asla sessiz sakin bir hayata geri dönemezdi. Mehtaplı bir gecede, ailesi uyurken Lohen sessizce pencereden dışarı süzüldü. Yanında kendi yaptığı kısa bir yay, küçük bir oyma bıçağı ve kontrolden geçememiş bir avuç kusurlu ok vardı. Belki şansı yaver gitmişti ya da belki de savaşmak için doğmuştu. Geri döndüğünde, karşılaşmasının ganimeti olarak çantasında iki Dağ Yabanisi ok ucu vardı. Ondan sonra Lohen geceleri daha sık dışarı çıkmaya başladı. Önce haftada bir, sonra birkaç günde bir derken sonunda her gece karanlığa karışıp kaybolur oldu. Hedefleri güçlendiği gibi, getirdiği ganimetler de zenginleşti: paramparça olmuş maskeler, uğursuz parşömenler ve Dağ Azmanlarının boynuzları... Zamanla maceracılar arasında bir söylenti yayılmaya başladı. Söylenene göre, gece yarısı Dornman Limanı yakınlarında rüzgar gibi hareket eden, canavar sürülerinin arasına sızan ve her okuyla hedefi tam on ikiden vuran ufak tefek bir okçu görülüyormuş. Zaferler birbiri ardına sıralanıyor, tehlike ise hep ensesinde bitiyordu. Her karşılaşma, fırtınada kabaran bir gelgit gibi gümbürdeyerek kalbinin hızla atmasına neden oluyordu. Bir noktada zihninde bir soru belirmeye başladı: O saldırganlarla tekrar yüzleşseydi, her şey farklı olur muydu? Yoksa yine bir başkasının gelip onu kurtarmasını bekleyen o çaresiz çocuk mu olacaktı? Ne kadar çok tehlikeye göğüs gererse gersin, ne kadar çok ok hedefini delip geçerse geçsin, bu soru zihninde daha da ağırlaşarak varlığını sürdürdü. Bu sorunun cevabını kendi kendine bulması mümkün değildi. Cevabı yalnızca o ilk hedefi vurduğunda bulabilirdi. ... Lohen sonunda maceracı üniformasını giyip gerçeği ailesine açıkladığında, ilk tepkileri şaşkın bir sessizlik oldu, ardından da hızla bir öfke fırtınası koptu. Fırtınayı dindiren, göğsüne vurarak canavarların Lohen'e değil, Lohen'in canavarlara zorbalık yapacağına dair onlara güvence veren Usta Cyrus'tu. Ailesi ancak o zaman geri dönülmez olanı gönülsüzce kabullendi. ... Bir bakıma kabullendikleri şey Lohen'in üst kademe bir maceracı olarak becerisi değil, bir zamanlar tanıdıkları o uysal çocuğun artık asla geri dönmeyeceği gerçeğiydi. Yine de vazgeçemediler. Yıllarca onu kendini tehlikeye atmaktan vazgeçmesi için ikna etmeye çalıştılar. Hatta bir zamanlar Lohen'i kurtarmış olan kıdemli şövalye Adorno'ya giderek çocuğa laf anlatabileceğini umdular. "Bir ok gerildi mi artık geri alınamaz. Yay yapımcıları olarak bunu en iyi sizin anlamanız gerekir." dedi Adorno, sanki Lohen'in seçimini çoktan öngörmüş gibi. "... Ama biz yine de yaydan ayrılmadan ona kılavuzluk edebilir, doğru yöne çevirebiliriz. Bir okçu olarak tavsiyem budur." Adorno onların adına konuşmayı kabul etti. Lohen'in ailesi ayrıntıları hiç öğrenemedi ama sonraki aylarda Lohen gözle görülür şekilde durulmuştu... Söylediğine göre "sınavlara hazırlanıyordu". Birkaç ay sonra Lohen, aniden Favonius Şövalyelerinin seçmelerinde ortaya çıktı ve üstün becerisiyle birinci sıraya yerleşti. Bazıları yöntemlerini sorgulasa da nihayetinde Şövalyelere katılmayı başardı. Aslında o kadar da kötü değildi. En azından Şövalyelerin arasında düzgün bir konumu ve arkasını kollayan yoldaşları vardı. Tek başına bir maceracı olarak dolaşmaktan çok daha iyiydi. Üstelik Lohen birkaç ay önce Maceracılar Loncasının özel görevlerinden sıkılmıştı ve çok daha tehlikeli avlar bulmak için Mondstadt'tan ayrılmayı düşünüyordu. Anne ve babası birbirlerini teselli etse de Adorno'nun ne söyleyip de oğullarını Şövalyelere katılmaya ikna ettiği sorusu düşündükçe daha da kafalarını karıştırıyor, akıllarından bir türlü çıkmıyordu. ... "... Evlat, o zamanki kaçırma olaylarının arkasında kimin olduğunu bulduk." O ana kadar bir ara bulucuyla daha uğraşmaya pek niyeti olmayan Lohen, aniden ona keskin bir bakış attı. "Kimmiş?" "Yakında resmi bir bildiri yayımlayacağız ama intikam peşine düşmenin bir alemi yok." dedi Adorno sakince. "Öldü zaten." Uzun bir sessizliğin ardından Lohen tekrar konuştu: "Onu kim öldürdü?" "İntihar." "Onun gibi biri durduk yere canına kıymaz. Asıl neyi sorduğumu çok iyi biliyorsun, onu o raddeye kim sürükledi?" Adorno hafifçe gülümsedi. "Büyük Kumandanımız, Poyraz Şövalyesi... Mondstadt'ın yaşayan efsanesi. Bu senin için uğraşmaya değer yeni bir hedef olur mu?" * 3. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Karakter Hikayesi 3 | Varka "taklitçilerine" çok alışkındı. Büyük bir kahramanın gölgesinin peşine düşen heyecanlı gençler olağan bir durumdu. Aralarında birkaç fazla özgüvenli, hırslı baş belası olması da beklenirdi. Ama Lohen gibisiyle daha önce hiç karşılaşmamıştı. Geçmişte bu tür taklitçilerin en cüretkar eylemleri, kendi kuvvetlerini kanıtlamayı amaçlayan sürpriz saldırılardan ibaretti. Lohen'in sahneye çıkışı ise ancak "pervasızlığın zirvesi" olarak tanımlanabilirdi. Gizli oklar, sis perdeleri, tuzaklar, hatta canavarları anında devirebilen sakinleştiriciler... Teknikleri neredeyse mükemmelliğe ulaşacak şekilde geliştirilmişti. Sayısız savaşla yoğrulmuş bir kıdemlinin hassasiyetine sahiptiler ve belli belirsiz Eroch'un grubunun kalıntılarından izler taşıyorlardı. "Hiç fena değil ufaklık. Bayağı yeteneklisin! Ama... Bu ucuz numaralar bana sökmez!" "Genç çocuk" anında Varka'nın sıkı kontrolü altına girmişti. "Kaçırılma karşısında paniğe kapılmayan, hatta belki de kendi başına kaçabilecek kadar yetenekli bir çocuk." "Dornman Limanı civarında acımasız bir isabetle saldırdığı söylenen o küçük okçu." "Henüz yeni katılmış olmasına rağmen Eroch'un grubundan arta kalanları avlamaya başlayan deli fişek çaylak." Varka, Adorno'dan Lohen hakkında birçok hikaye dinlemişti. Bu küçük gösterinin bir süre daha devam etmesine izin verdi. Çocuğun marifetlerini merak ediyordu. Canavarları bile adımlarının ortasında dondurabilen o kocaman çift kılıcın ezici gölgesinin altında bu aceminin yüzünde nasıl bir ifade belirecekti? Hayranlık mı? Panik mi? Yoksa bambaşka bir şey mi? Varka, gözlerini Lohen'in gözlerine kilitledi. Lohen'in buz gibi, gittikçe daha da delici bir hal alan bakışlarında bir coşku kıvılcımı parlıyordu; bu, belki de Varka'nın kendi içinde hâlâ hissettiği, en güçlüye kafa tutma ve zafere ulaşma arzusunun bir yansımasıydı. Umut vadettiği doğruydu ama toy ve pervasızdı. Sınırlarını anlamak için birkaç darbe alması gerekiyordu. Varka harekete geçti, bu cüretkar çaylağı alt etti ve birkaç gün hücrede kalmasının ona iyi geleceğine karar verdi. "Bundan memnun değil misin? İstediğin zaman tekrar karşıma çıkabilirsin. Gözüm üzerinde olacak." "O zaman bekleyip görmen gerekecek." Lohen, içeri kapatılırken omuz silkip belli belirsiz gülümsedi. Hapsi bittikten sonraki gün Lohen, özür dilemeye geldiğini söyleyerek elinde Varka'nın en sevdiği şarapla kapısında belirdi. "Ooo. Hiç fena değil. Üstelik en sevdiğim Karahindiba Şarabını getirmişsin. Buna hayır diyemem işte." Keskin, acı içki boğazına daha yeni değmişti ki Büyük Kumandanın başı aniden döndü. Bu işte bir terslik vardı. Lohen'in hücre hapsinden sonra Adorno'nun söyledikleri aklına geldi: "Doğrusunu istersen, onu kendi gençliğin ya da sana hayran olan sıradan bir Mondstadtlı çocuk gibi görmesen iyi edersin. Elbette kuvvetine saygı duyuyor. Fakat bence asıl derdi sana meydan okumanın bir yolunu bulmak." "Tahminim doğruysa aklından şunlar geçiyor: 'Kudretli Varka'yı sınamanın bir yolunu bulmak başlı başına eğlenceli olmalı. Kazanmak ya da kaybetmek pek de önemli değil. En kötü ihtimalle birkaç gün yatak döşek yatar. Şan ve şerefe gelince... Aklından bile geçtiğini sanmıyorum." Lohen gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde izlerken Varka, baş dönmesine meydan okuyarak sadece saf kuvveti ve çelik gibi iradesiyle kendini toparladı. "... İnanılmaz. Hesaplarıma göre bu doz bir düzine orman domuzunu devirebilirdi..." "Evlat... Sana söylemiştim, böyle ucuz numaralar bana sökmez!" O andan itibaren Lohen'in "kuvvet" anlayışı tamamen değişti. Hiçbir tuzağın veya zehrin sarsamayacağı, ölümle burun buruna gelinen sayısız anla çelik gibi dövülmüş ve mutlak bir kesinliğe dayanan bir güçtü bu. O andan itibaren Lohen'in listesine iki yeni hedef daha eklendi: Birincisi, ne pahasına olursa olsun Varka'yı alt etmek. İkincisi, aynı numaraları kendi üzerinde denemek ve asla yere serilemeyeceğinden emin olmak. * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Karakter Hikayesi 4 | Favonius Şövalyeleri; uzun ve destansı bir geçmişe sahip, sayısız kahramanın yükselişine tanıklık etmiş ve bir o kadar da trajediye göğüs germiş bir örgüttür. Tüm bu efsaneler ve nice zorlu tecrübe, Şövalyelere basit bir gerçeği öğretti: Şövalyelik yolundan sapanın peşini felaket bırakmaz. Tam da bu sebepten ötürü, Lohen'in 5. Bölüğün Yüzbaşı Vekili olarak atanması Şövalyeler arasında şüpheyle karşılandı. Ne de olsa sorun çıkarmaktan zevk alan, Büyük Kumandana pusu kuran ve savaşta zehir ve tuzaklara başvuran bir "deli", çoğu kişinin gözünde şövalyelik ideallerini temsil edecek biri gibi görünmüyordu. Tabii Lohen söylentilere pek aldırış etmedi. "Başkalarının düşüncelerini pek umursamadığını biliyorum. Ama keşif seferi tek başına yapılacak bir iş değildir. Arkanda kimse olmazsa başvurunun kolay kolay kabul edilmeyeceği çok açık." Adorno, sanki Lohen'in durumla baş edip edemeyeceğinden emin değilmiş ya da işleri daha da kötüleştireceğinden endişeleniyormuş gibi duraksadı. Varka o güne dek eşi benzeri görülmemiş büyük bir sefer düzenleyeceğini duyurduğundan beri Lohen bu sefere katılmak için can atıyordu. Uzaklardaki savaş alanları ve görünmez tehlikeler onu herhangi bir oyuncaktan çok daha fazla heyecanlandırıyordu. Fakat sefere katılmak bambaşka bir zorluktu. Değerlendirme listeleri gelip geçiyor ama onun adı bir türlü görünmüyordu. Adorno, Lohen'in savaş alanında her şeyin üstesinden gelebileceğini biliyordu. Asıl sorunun saha dışında olduğundan şüpheleniyordu. Lohen hiç umursamadan, "Pekala. Eğer benim gibi 'geleneklere aykırı' bir şövalye sınava giremiyorsa... O zaman ben de onun yerine sınav görevlisi olurum." diye cevap verdi. ... "Pratik açıdan bakarsak fena bir fikir sayılmaz. Hem şövalyelere kendi eksiklerini hatırlatır hem de birliğin değişmesi gerekip gerekmediğini sürekli sorgulayanların sesini keser... Ne de olsa her rakibin şövalyelik kurallarına göre oynamasını bekleyemeyiz." Varka, Lohen'in oldukça alışılmadık "başvurusunu" incelerken bunu iyice kafasında tarttı. Raporda uzun bir "sınav" listesi sıralanmıştı. Alışıldık gece baskınları, tuzaklar ve zehirler artık Varka'yı pek şaşırtmıyordu ama bu yeni yöntemler onun dikkatini çekmişti. Kılık değiştirerek pusu kurma, tatbikat öncesi malzemeleri sabote etme ve diğer zekice taktikler rapordaki yenilikler arasındaydı. Raporun en sonunda, Lohen laf arasında sözde "ünlü bir alıntıya" yer vermişti ve Varka bunu görünce az kalsın içeceğini ağzından püskürtüyordu. Önceki Büyük Kumandanın pusuya düşürüldüğü geceden bir alıntıydı bu: "Eğer Favonius Şövalyeleri kendilerini bile koruyamıyorsa Mondstadt'ı nasıl koruyabilirler?" ... Gençliğin getirdiği hatalar insanı hep gafil avlardı. Varka kendini toparlamak için bir an duraksadıktan sonra başvuruyu onay damgasıyla mühürledi. Sıra dışı şövalyelere sıra dışı sınavlar yaraşır. İster sefere çıkacak şövalyeler için olsun ister Lohen'in kendisi için. * 5. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Karakter Hikayesi 5 | "İyiliksever Şövalye" unvanının en olası varisi olmasına rağmen Lohen, tüm Favonius Şövalyeleri arasında bu unvana belki de en uzak kişidir. Herkesin gözünde bir "İyiliksever Şövalye"; insanları tehlikelerden kurtaran, onları felaketin kıyısından alan bir kahramandır. Lohen ise tam tersine, tehlikenin kalbine bodoslama dalmaya ve bu yolculukta başkalarını da yanında sürüklemeye pek bir meraklıdır. Tabii bu "başkaları" genellikle düşmanları olur... Ve her zaman insan değildirler. Yine de Lohen'in bu sıra dışı "hobilerinin" faydaları da vardı. Özel operasyonlar ve yüksek riskli görevler söz konusu olduğunda, çoğu kişinin beklentisinin epey ötesinde bir performans sergiliyordu. Sonuç olarak, keşif seferinin gizli görevlerinin birçoğu doğal olarak ona kalıyordu. Bunlardan biri, Kuzey İstihbarat Ağının mevcut başkanından gelen gizli bir talepti. İstihbarat raporlarına göre Nod-Krai'daki mevcut kaostan faydalanan bir yeraltı müzayede evi faaliyet gösteriyordu. Hem kaçak malların hem de tehlikeli eşyaların ticaretini yapıyor, müthiş bir dikkatle hareket ediyor ve yüksek ihtimalle sırtlarını güçlü bir destekçiye yaslıyorlardı. Bu şebekeyi çökertmek, Kuzey İstihbarat Ağının güvenini kazanmak için muhteşem bir fırsattı. "Yeteneklerinize olan güvenimiz tam. Fakat şövalyelik kurallarının geçmediği yerlerde, tek başına kaba kuvvet genel başarının bir ölçütü sayılamaz." Kuzey İstihbarat Ağının endişelerini gidermek adına keşif kuvveti, temkinli ve adım adım ilerleyen bir plan hazırladı. Lohen'in görevi, tek başına olan kişileri sessizce yakalayıp müzayedenin yerini ve zamanını öğrenmekti. Sonrasında da ekip, riski olabildiğince düşük tutup olaya karışan herkesi tespit etmek için gözetleme, gizlice dinleme ve sistematik iz sürme yöntemlerine başvuracaktı. Bu görev Lohen için biçilmiş kaftandı. Tek başına hareket edecek, her yakalamayı hassasiyetle gerçekleştirecek ve işin kalbine inecekti. Zorlu, sessiz ve tam ona uygun. Nannina'nın hesaba katmadığı tek bir ayrıntı vardı. Lohen'in lügatinde, işler gereğinden fazla sessiz ilerliyorsa o plan tamamlanmış sayılmazdı. Yola çıkmadan önce Nannina, Kardinal Seamus'tan bir hatırlatma iletmişti: "Göreve odaklan. İşleri karmaşıklaştırma." Lohen hiç tereddüt etmeden şöyle yanıt verdi: "Merak etme, mesaj alındı." Gerçekten de mesajı almıştı. En azından kendi kafasında başından beri görevin tek bir amacı vardı, o da Favonius Şövalyelerinin gücünü Kuzey İstihbarat Ağına göstermekti. ... Birkaç gün sonra Mondstadt'ta, Büyük Kumandanın ofisinde... Keşif birliğinden gelen raporu okuyan Büyük Kumandan Vekili Jean, Varka'ya cevabını kaleme almaya başladı. "Yeraltı müzayedesi operasyonu hakkında tamamen bilgilendirildim." "Lohen'in sahadaki muhakemesi her zamanki gibi keskin ve kararlı. Olay yerindeki tüm katılımcıları kontrol altına almış, çatışmanın Nasha Kasabası'na ulaşmasını engellemiş ve hiçbir sivilin zarar görmemesini sağlamış. Sadece sonuca bakıldığında bu operasyon, iyilikseverlik ideallerine tamamen uygun, gerçek bir koruma eylemidir." "Liyakat açısından değerlendirirsek, tespitine katılıyorum. Artık Bay Adorno'nun mirasını devralabilecek noktaya ulaştı. Hareketleri ölçülü ve bilinçliymiş... En azından düşman kalesinin merkezine ulaşana dek." "Yine de affına sığınarak açık konuşacağım. Düşman kalesinin tam kalbinde belirip çatışma başlatması, tek başına oradan çıkıp bir de gövde gösterisi yaparcasına ganimetlerini sergilemesi... Bunlar Favonius Şövalyelerinin alışılageldik tutumuyla hiç ama hiç bağdaşmıyor." "Fırsatın olduğunda bunu Kuzey İstihbarat Ağındaki ilgili kişilere izah etmeni rica edeceğim." * 6. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Sahte Çok Amaçlı İletişim Kayıt Cihazı | Mika, Çok Amaçlı Ön Saha Gözlem Cihazını hep yanında taşır ve her daim dört dörtlük bir düzende tutar. Bu cihaz arazi ayrıntılarını, kilit konumları ve standart yürüyüş rotalarını kaydetmekle kalmaz, bazen canavar faaliyeti izleri veya tehlikeli bölgelerin değerlendirmeleri gibi ek bilgilerle de güncellenir. İstihbarat her harekatın belkemiğidir. Ne var ki bazı şövalyeler yalnızca bilgilerle değil, bilgileri toplayan cihazlarla da ilgilenir. Lohen de bunlardan biriydi. "Böylesine karmaşık bir ekipmanı sanki çocuk oyuncağıymış gibi kullanıyorsun, öyle mi?" Lohen, düşman mevzilerindeki rutin kontrolünü bitirdikten sonra aniden bir iltifatta bulundu: "Doğrusu epey etkileyici." Yaşı kendine bu kadar yakın ama itibarı kendisinden çok farklı olan bir kıdemlisinden böyle bir övgü duymak, Mika'yı bir anlığına afallatsa da hoşuna gitmişti. Konuya oldukça ilgi duyan Lohen, art arda sorular sordu. Keşif cihazı hakkında teknik personel hariç kimseyle pek konuşmayan Mika, farkına bile varmadan kendini sohbete kaptırmıştı. "Yani bu kadar verimli bir cihazla, düşmanların sık sık toplandığı epey bir nokta biliyor olmalısın, değil mi?" "Bakımını genelde nasıl yapıyorsun? Elinin altında yedek parça bulunduruyor musun?" ... Belki de bu "adı çıkmış" şövalye, anlatıldığı kadar korkunç biri değildi... Mika her soruyu hevesle ve eksiksiz bir şekilde yanıtladı. Lohen ise gözlerini kısıp başıyla onaylarken ilgisini çeken kısımları sessizce not alıyor, geri kalanını ise umursamıyordu. Birkaç tur sorguya çekildikten sonra Mika için taşlar yerine oturmaya başladı. Lohen'in ilgisini çeken her bölgede olaylar yalnızca birkaç gün içinde duruluyordu. Lohen'in vücudundaki taze yaraları ve ani, kısa süreli ortadan kayboluşlarını gören Mika, artık olan biteni tesadüfe bağlayamıyordu. Acı bir gerçekle yüzleşti: Keşif haritaları, Lohen tarafından endişe verici derecede "verimli" bir şekilde kullanılıyordu. Mika, tedbir olarak haritalarını teslim ederken Lohen'in operasyonlarıyla ilgisi olmayan canavar toplanma noktalarını atlamaya başladı. Lohen ayrıntılar için onu sıkıştırdığında ise giderek daha kaçamak cevaplar veriyordu. "Iıı... Ben her şeyi rapor ettim zaten! B-Bence emirleri Büyük Kumandanın vermesi en doğrusu olur!" Ancak Lohen daha fazla üstelemedi. Yüzüne her şeyi anladığını belli eden bir gülümseme yayıldı ve gözleri, sanki öylesine bakıyormuş gibi Mika'nın göğsüne bastırdığı ölçüm cihazına kaydı. O günden sonra Mika, ölçüm cihazının üzerine titremeye başladı. Oturduğu yerden kalkmadan önce not defterini iyice sakladığından emin oluyor, başkalarına malzeme verirken sayfaları defalarca kontrol ediyordu. Masasından biraz uzaklaştığında bile sanki arkasından biri defteri gözetliyormuş gibi bir hisle dönüp dönüp arkasına bakmaktan kendini alamıyordu. Yine de ne olursa olsun, Lohen'in davranışlarında hiçbir değişiklik olmuyordu. Sanki Mika'nın saklamaya çalıştığı her sırrı önceden biliyormuş gibiydi. İşin içinde adeta bir sihir vardı. Mika bir süredir bu konuya kafa yoruyordu ve keşif kuvvetinin kamp ateşi gecelerinden birine kadar da bir sonuca varamamıştı. O gece Ekbert, ortamı şenlendirmek için yeni bir Fontaine sihir numarası göstermeye can atıyordu ama belli ki içkiyi biraz fazla kaçırmıştı ve haliyle her şey ters gitmişti. Muhteşem bir "hileli değiştirme" numarası yapmayı planlamıştı ama daha o hazır bile değilken birbirinin tıpatıp aynısı iki kart kabak gibi ortaya çıkıverdi. Aslında fikir çok basitti: Seçilen kartı el çabukluğuyla sahte kartla değiştirecek, herkesin bakışlarını yeme çekecek ve o kısacık anda asıl kart üzerinde sihrini konuşturacaktı. Ne yazık ki numara daha başlar başlamaz sona erdi. Kamp ateşinin etrafına yayılan kahkahaların ortasında, Mika'nın aklı Lohen'in ona uzun zaman önce sorduğu bir soruya gitti. "Bakımını genelde nasıl yapıyorsun? Elinin altında yedek parça bulunduruyor musun?" Ve o an, geçmişteki rahatsız edici küçük olaylar bir bir anlam kazanmaya başladı: Stoktan sessiz sedasız kaybolan yedek parçalar, ara sıra inat edip bir türlü açılmak bilmeyen kitap sayfaları... Birisi daha yeni tanıştığı bir iş arkadaşının arkasından hemen dolap çevirmeye başlayabilir miydi? Birisi içten içe sinsi bir plan kurarken dışarıya karşı dost canlısı ve meraklıymış gibi görünebilir miydi? Hem hiç kimse kaşla göz arasında ölçüm cihazını sahtesiyle değiştiremez, istihbaratı kopyalayamaz ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi büyük bir yüzsüzlükle her şeyi yerine koyamazdı... Değil mi? İçini kemiren huzursuzluğun ortasında Mika, bir anda avına kilitlenmiş bir yırtıcının bakışlarını ensesinde hissedercesine keskin bir ürpertiyle irkildi. Hızla başını kaldırdı ama Lohen kalabalıkla birlikte kahkahalar atıyor, dikkati özellikle kimsede değilmiş gibi görünüyordu. Kahkahası capcanlı, içten ve doğaldı... Tıpkı Lohen'in ilk tanıştıklarında Mika'ya gösterdiği o meraklı ve samimi sıcaklığın aynısıydı. * 4. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |
| Önsezi | Lohen, bir yüzbaşının kuvvetinin nasıl elde edilebileceği üzerine uzun zamandır kafa yoruyordu. Bir yüzbaşı elbette güçlü canavarlara kafa tutmalı, hatta tek başına koca bir düşman ordusunu dize getirebilmeliydi. Yıkıcı gücü kalıcı dayanıklılıkla dengelemek... Varka bunun vücut bulmuş haliydi, aynısı Favonius Şövalyeleri tarihindeki en genç yüzbaşı için de geçerliydi. Menzilli silahlara bel bağlayan Beşinci Bölük için bu tür bir dengeyi kurmak zordu. Daha büyük güç; daha kuvvetli bir yay, daha ağır bir çekiş ve daha büyük, daha delici oklar demekti. Ancak Lohen bile bu tür ağır mühimmatlardan yalnızca bir avuç taşıyabiliyordu. Bunlar tükendiğinde ikmal için geriye çekilmek kaçınılmazdı ve bu durum sürekli savaş için pek de ideal değildi. Dahası, Lohen geri çekilmekten hiç hazzetmezdi. Onun aradığı asıl mücadele, her zaman en ön safta olup düşmanla kafa kafaya çarpışmaktı. Peki ikisini birden elde etmenin bir yolu var mıydı? Lohen bu düşüncenin zihninde demlenmesine izin verdi. "Belki de... Tamamen imkansız değildir." Gözleri talim teftişi için hazırlanan şövalyelere kaydı. Bir araya toplanmış tören mızrakları, fırlatılmaya hazır devasa oklar gibi ışıkta parlıyordu. "Acaba... Attıktan sonra geri alabileceğim bir ok nasıl olur?" "Ya da... Belki de fırlatılmasına gerek bile yoktur." "Ne de olsa yakından daha da etkili olabilir. Acısı da çok daha sert olur." ... Aradan on günü aşkın bir süre geçti ve planlanan talim vakti gelip çattı. Başta her şey aynı görünüyordu ama menzilli safların ortasında bir yerde tek bir mızrak belirmişti. Mızrak o kadar hızlı bir şekilde ileri atıldı ki, onu kullanan kişi kendini bir anda her taraftan kuşatılmış halde buldu. Talimi alanın dışından izleyen Kardinal Seamus bir soruyla lafa girdi: "Büyük Kumandan, onu hâlâ Beşinci Bölüğün yüzbaşı vekili olarak istediğinize emin misiniz?" "Hım? Yapma lütfen, menzilli bölüğün arasındaki haline baksana. Sence de tam yerini bulmamış mı?" "Yerini mi? Açıkçası ben sadece ayaklı bir hedef tahtası görüyorum. Menzildeki tüm düşmanlar yetmezmiş gibi kendi okçularımızın yarısı bile ona kilitlenmiş durumda." "Haha! Rahat ol biraz! Baksana, menzilli bölüğün atışları nasıl da keskinleşti! Hem o hâlâ sapasağlam ayakta, değil mi? Sırf bu bile planın hiç de fena olmadığını kanıtlıyor!" Seamus "Fena değil mi?" diye bağırarak karşı çıkacak oldu ama elde ettikleri muazzam sonuç karşısında dili tutuldu. ... O gün herkes umduğunu buldu, ya da en azından ona yeterince yakın bir sonucu. Beşinci Bölük bir yüzbaşı vekili kazandı. Keşif birliği "Ön Cephe Bastırma Subayı"na kavuştu. İşe boğulmaktan gözünü açamayan Seamus, kendi tabiriyle bir günlük "özel baş ağrısı iznini" kopardı. Varka'nın payına ise içki masalarını şenlendirecek yepyeni bir "Seamus şakası" düştü. Lohen ise yeni bir savaşma şekli, yeni bir yaşam tarzı ve görevlerde bazen şaşırtıcı derecede işe yarayan bir "cam bilye" ile oradan ayrıldı. * 6. Arkadaşlık Seviyesinde açılır. |




















21 responses to “Lohen”
List of all 5* after owning them
Lauma: Has an exclusive quest
Flins: Has an exclusive quest
Nefer: Has an exclusive quest
Durin: Has a free skin after completing his story quest
Columbina: Has some exclusive interaction with npcs
Varka: Has an exclusive interaction with the sword
Linnea: Has mining ability
Nicole: Has compass ability
And what this guy have? Nothing. Why every 5* in nodkrai so far has some sort of exclusive interaction but not him?
This guy was always meant to be standard but Hoyo being greedy as always after seeing how much like they get from his drip marketing.