
![]() | Name | Ay Gözcüsünün Oyması (II) |
| Type (Ingame) | Görev Eşyası | |
| Family | Book, loc_fam_book_family_1073 | |
| Rarity | ||
| Description | Ayda keşfedilen kadim bir taş tablet. Nedendir bilinmez, üzerindeki yazı tamamen çözülemez olsa da onu okuyan herkes, anlatılanları sanki kendi ana dilindeymiş gibi kavrayabiliyor. |
Item Story
| ... (Nin-Kiggia'nın notu: Bu metin, alınan ilk mesajın bire bir çevirisidir. Yalnızca araştırma amacıyla saklanmaktadır. Bu bölümden önceki 3.655 satır, bu uygarlığa ait tarihi [belki de mitolojik] bir anlatının kaydı niteliğindedir. Bu satırlar, Ysna'qurel adlı ölümsüz bir varlığın art arda yedi farklı canavara [ya da muhtemelen yoldaşlarına] nasıl üstün geldiğini ve nihayetinde tüm dünyayı imparatorluklarının egemenliği altına aldığını oldukça ayrıntılı bir biçimde anlatmaktadır. Ancak bu pasajdan itibaren anlatı köklü bir şekilde değişmektedir. Odak, Ysna'qurel'in bilinmeyen başka bir diyardan gelen "Karanlık Yok Edici"nin haberini alması ve yaklaşan bir çöküş üzerine kaymaktadır. İmparatorluğun yıkılışının arifesinde Ysna'qurel, bu haberi imparatorluk dışındaki diğer dünyalara iletmek üzere son bir ulak gönderir. Bunun ötesinde söz konusu medeniyet hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir. Sadece, ifade etmek istedikleri her şeyi üçüncü şahıs bakış açısıyla çerçevelenen uzun anlatı şiirlerine yerleştirmeye eğilimli olduklarını çıkarabiliriz. Aksi takdirde, oldukça kısa ve anlaşılır bir mesaj halinde iletilebilecek bir şey için neden bu denli aşırı uzun ve yanlış anlaşılmaya çok müsait bir biçimi tercih ettiklerini açıklamak zor.) Ve böyle dedi [Ysna'qurel]: "Huzuruma hangi sözleri getirirsiniz? Ayaklarıma hangi kelimeleri bırakırsınız?" Ve mecliste bir araya gelmiş olan [...] cevap verdi: (Nin-Kiggia'nın Notu: Bu satırdaki bilinmeyen terim, kesin bir doğrulukla anlaşılamıyor. Ancak bağlamdan yola çıkarak, "kardeşler", "dostlar", "hükümdarlar" ve "hizmetkarlar" anlamlarının tümünü aynı anda kapsıyor gibi görünüyor.) "Huzuruna getirdiğimiz sözler bunlardır. Ayaklarına bıraktığımız kelimeler bunlardır." "Ey Ysna'qurel, Ghel'vur'un evladı, Throgg Hükümdarı..." (Nin-Kiggia'nın Notu: Başkahramanın biyolojik cinsiyeti -türleri için böyle bir kavramın var olduğunu varsayarsak- bilinmemektedir. Dilin kendisi de belirgin cinsiyet yapıları taşımamaktadır.) "Senin ellerin onlara nasıl dayanacak? Senin [...] onlarla nasıl boy ölçüşecek?" "Başlarını ayaklarının altında ezersin ama yine de boğazını [...] gibi parçalayacaklardır." (Nin-Kiggia'nın Notu: Bu iki satırdaki bilinmeyen terimler kesin bir doğrulukla anlaşılamıyor. İlki, bu türe ait bir organa atıfta bulunuyor gibi görünüyor ancak fiziki bir organ değil belli ki. İkinci terim ise yaşayan bir canlıya ya da yerel bir efsanedeki canavara atıfta bulunuyor olabilir. Ancak metinde buna dair önceden geçen bir referans bulunmamakta.) "Eylemlerinde seni desteklemeyecek bizim [...] ve iyi tanrımız." "Yanında yürümeyecek bizim [...] ve iyi tanrımız." (Nin-Kiggia'nın Notu: Bu iki satırdaki bilinmeyen terimler kesin bir doğrulukla anlaşılamıyor. Ancak bağlamdan yola çıkarak, aynı anda hem "merhametli ve iyi" hem de "savaş ve yıkım için azimli" anlamlarını kapsadığı görülmekte.) "Ulağını göndersen dahi yine de karanlık yıkım [dünyanı] bulacaktır." "Başka [dünyalara] seslensen dahi [sözlerin için] şükran sunulmayacaktır." "Artık bizimle birlikte durmayacak." "Artık aramızda yaşamayacak." "Ve diyarımıza da bir daha geri dönmeyecek." Ardından Ghel'vur'un evladı [Ysna'qurel] şöyle [dedi]: "Bana böyle söylediniz. [...], bu sözleri önüme serdi." (Nin-Kiggia'nın Notu: Bu satırdaki bilinmeyen terim kesin bir doğrulukla anlaşılamıyor. İradeyi veya ruhu ifade eden bir kelime olabilir ancak bağlam, bu türün vücudu üzerinde bulunan bir organı işaret etmekte.) [...] (Nin-Kiggia'nın Notu: Buradaki çeşitli isim ve unvanlardan oluşan bir liste dışında bilgi içermediği görülen 137 satırlık metni atlıyoruz.) "Ben [ölümsüz] size sesleniyorum; bu sözleri önünüze koyuyorum." "Yüce tanrı N'shogul tarafından bize bahşedilen parlak diyarımız, saf gümüş gibi ışıldar." "Ve uzak yakın tüm ulusların övgüsüne mazhar olur. Ben bir tanrı olarak doğdum ve bir tanrı olarak yürürüm, öyleyse siz de itaat edeceksiniz." Bunun üzerine Ghel'vur'un evladı Ysna'qurel [şöyle dedi]: "Yürüyen yürüyecek, ölen ölecek. Tanrılar bile [böylesi bir yasaya] boyun eğmek zorunda." "Önüme bu sözleri koydunuz: Ulağını gönderme, [diğer dünyaları] uyarma." "İtaat etmeyeceğim. Ulağım Fnost kadar çevik ve T'rinqu'oss kadar hızlıdır." "Alevlerin arasında koşan Olmegratheen gibi, üçüncü çamur-mum sönüp tüttüğünde o da ivedi çığlığını haykıracaktır." (Nin-Kiggia'nın Notu: Bu satırdaki orijinal ifade olduğu gibi sunulmuştur. Bu uygarlığa ait bir atasözü gibi görünmektedir ancak anlamı belirsizdir.) "Karanlık Yok Edici geldiğinde dünyamız artık yürümeyecek, tanrılarımız artık yürümeyecek." "Karanlık Yok Edici geldiğinde bizim dünyamız da yok olacak ve tanrılarımız da artık var olmayacak." "Korku bilmediğimi nasıl düşünebilirsiniz? Hepinizin toplamından daha fazla [korku] duyuyorum." "Korku beni doldurur, korku varlığımın ta özüne kadar beni sarsar. Yine de acımı sonuna kadar tüketeceğim, tıpkı birinin [bir tür yiyeceğin?] tadına vardığı gibi." "Kollarım bir daha asla [eşime?] mutluluk vermeyecek." "Bir daha asla nazik [yavruma?] büyük ve mütevazı destanlar okuyamayacağım." "Sizde söz verdiğim [geleceğe?] doğru yürüyüşünüzü bir daha asla göremeyeceğim." Böyle dedi Ghel'vur'un evladı. Derin bir keder içinde, gözlerinden yaşlar süzüldü. "Ulağımı gönderirsem, Karanlık Yok Edici dünyamızın farkına varacak ve dünyamızı ölüme sürükleyecek." "Ulağımı göndermezsem de Karanlık Yok Edici dünyamızın farkına varacak ve dünyamızı ölüme sürükleyecek." "Ben [ölümsüz] size diyorum ki: [Onların] gözlerinin gördüğü her şeyi Yok Edici fethedecektir." [...] (Nin-Kiggia'nın Notu: Burada metnin 32 satırını atlıyoruz. Bu satırlar genel çevirinin üçüncü satırına kabaca karşılık gelmekle birlikte, çözümlenmeleri oldukça zahmetli ve güç.) "Yine de onlara [diğer dünyalara] bildireceğim, tıpkı bana da bildirildiği gibi." "Onları uyaracağım, hazırlıklı olsunlar diye. Onları uyaracağım, tetikte olsunlar ve yüreklerinde cesaret toplasınlar diye." "Ey [dostlar?], bilin ki [siz] yalnız değilsiniz. Biz ölmüşler [savaşçılar?], bir zamanlar [karanlıkla] [sizin şimdi yaptığınız gibi] yüzleştik." "[Gün?] perdesi kapandığında," "Tüm ışık ufuktan kaybolduğunda," "[Yeryüzü?] [karanlık?] tarafından yutulduğunda," "[Gökyüzü?] [karanlık?] tarafından ele geçirildiğinde," "Ve Ysna'qurel'in ulağı yelken açtığında," "[Karanlık?] gelip yuvalarımızı yerle bir edecek." "Taçları başlarımızdan söküp atacak ve bizi [temellerimize?] kadar sarsacak." (Nin-Kiggia'nın Notu: Orijinal ifade olduğu gibi korunmuştur. Bu vezin, önceki metinde yalnızca iki kez geçmektedir.) "Yine de dinle[yin], bu bizim ışığımızdır." (Nin-Kiggia'nın Notu: Orijinal ifade olduğu gibi korunmuştur. Ancak bağlamdan yola çıkarak, burada kullanılan fiilin açıkça işitsel algıyı tanımlamak için kullanıldığı anlaşılmaktadır.) "[O] küçük ve sönük olabilir, yine de saftır [o], ilk yakıldığında olduğu kadar [saftır]." "Size bir ışık olsun. Sizin de ışığınız duyulsun." "[Bizim] yaktığımız ışık zayıf olsa da yine de ışığı [bilin?], onu yeniden tutuşturun." "Böylece karanlığı [yaracak?] bir ışık olacak ve [bizimki?] gibi söndürülmeyecek." "Biz buradayız, [yıldızlı gökyüzüne] bakıyoruz." (Nin-Kiggia'nın Notu: "Yıldızsal Kara Cisim"in temsil ettiği uygarlığın gerçekten ölümsüz Ysna'qurel imparatorluğu olup olmadığı doğrulanamamaktadır. Bu uygarlığın, Ysna'qurel tarafından gönderilen uyarıyı almasına rağmen kaderinden kaçamayarak trajik bir şekilde yok olan başka bir uygarlık olması da mümkün.) |






I saw a vid where they put both her and Sando in a team, so I'm guessing she can also function as a...